BIRAKIN "TRABZON'A TREN" MASALINI!
“Trabzon’a tren yolu” demek neye benziyor bilir misiniz? 40 yıl önce radyodan dinlediğimiz “Çocuklara Masallar”a! Neden masallar çocuklar içindir? Eee, masala kim inanır ki? İnansa inansa aklı henüz tekamül etmemiş çocuklar inanır! Ama ne hazindir ki, Trabzon’da bu masallara büyükler de inanıyor! İnanmalarını da ikide bir “Tren yolu” ile ilgili tren katarları gibi demeç vermekten bir türlü vazgeçmemeleri ile ortaya koyuyorlar.
Bu bana iki şeyi hatırlatıyor: Birincisi, hani bir adam 40 yıl yalan söylerse, sonunda ona kendi de inanır gerçeğini! İkincisi de, çocukluğumun türküsü olan; “Tren gelir hoş gelir, Ley ley limilimi ley”i! Ez cümle, 40 yıldır bu masalları dinleyen, ama çok yazmayan ben, treni Trabzon Gar’ında görürsem değil, kompartımanı da biner de, kafamı da vagonlara vurursam, belki o zaman inanırım! Çünkü, bu iş “Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış” noktasına gelmiş dayanmıştır
DURUN; ARSİN'İ HENÜZ TERK ETMEDİM
Ben diyeyim “çıkarcılar”, siz söyleyin “yağmacılar”, geçici de olsa “Arsin’i terk ediyorum” dedim ya, askıya aldıkları işi, fırsatı ganimet bilip, denizi toprak, molozla ve çöple doldurmaya tekrar başladılar. Durun yahu! “Terk ediyorum” yazdı isek, “Terk ettik” demek değildir. Şehirdeki evin tamir işleri bitmedi. O nedenle her sabah, her zerresi milyonlarca yılda oluşan verimli topraklar ile inşaat artıklarını denize dökme işleminize denk gelmeye devam ediyorum. Fakat yapacak bir şeyim yok, elimden bir şey gelmez. Sadece fotoğraflarını çekerek vesika olsun diye kayıt edebiliyorum. Sizi de artık Allah’a havale ediyorum. Çünkü, anladım ki, bu ülkede, bu şehirde, adı suç olan bu çevre katliamına “dur” diyecek kimse yok, ama seyreden ise çok...